Bahar mimozaları

Mimoza çiçekleri kış sonu bahar başında kendini gösterir. Bu da demektir ki mart ayının en güzel çiçeklerinin açma zamanı geldi. Eğer çevrenizde bir mimoza ağacınız varsa çok şanslısınız demektir. Sarı sarı çiçekleriyle, hoş kokusuyla hemen sizi kendisine çekiverir. Peyzaj açısından güzellikleri sıralamakla bitmez belki ama bugün ben mimozaların bilime sağladığı katkıdan bahsetmek istiyorum.

Mimoza çiçekleri gündüzleri açılıp geceleri kapanması, bu ritim hiç şaşmama özelliği bilim insanlarının da dikkatini çekiyor. 1929 yılında bir bilim insanı mimoza çiçeğini alıp gün boyu karanlıkta tutuyor, sonra görülüyor ki karanlıkta olsa da mimoza çiçeği gündüze eş değer saatlerde açıyor, gece saatlerinde kapanıyor. Bu hikâye, mimoza çiçeğinin bir biyolojik saati olduğu şeklinde yorumlanıyor. Araştırmalar derinleştikçe diğer canlılarda özellikle memelilerde de bu biyolojik ritmin mevcut olduğu gözleniyor.

Bu yıl insan vücudunun biyolojik saatini inceleyen ve bunu kontrol eden moleküler mekanizmaları ortaya çıkaran üç ABD’li bilim insanı, Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young 2017 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.
Yakın zamana kadar vücudun biyolojik saatiyle ilgili birçok aydınlanmayan nokta vardı. Bilim alanında vücudun saati ile astroloji aynı düzeyde bilinmeyen sanılıyordu.Üç bilim insanının meyve sinekleri üzerinde yaptıkları çalışmalar, bugüne kadar bilinmeyen birçok sırrı ortaya çıkardı.Ruh halimiz, hormon düzeylerimiz, vücut ısımız ve metabolizmamız, hepsi günlük bir ritim içinde çalışıyor. Amerikalı bilim insanları, DNA yapısında periyot geni diye adlandırılan bir kısmın, sirkadiyen ritim de denilen biyolojik saatin düzenlenmesinde etkili olduğunu ortaya koydu. Periyod geni PER adlı bir proteinin üretilmesini sağlayan “talimatları” içeriyor. PER düzeyi yükseldikçe periyod geni de talimatları kendi kendine kapatıyor. Böylece geceleri uyuduğumuzda hücrelerimizdeki proteinleri koruyan bu genler sayesinde yaşam kalitemiz artıyor günlük aktivitelerimizde harikalar yaratıyoruz.

İnsanların hormon salımından, hayvanların kış uykusuna yatması, kuşların göç etmesi, ağacın her yıl aynı ayda meyve vermesi, çiçeğin aynı zamanda açmasına kadar hepsi, biyolojik saatin doğru işleyişiyle mümkün. Kısa dönemde biyolojik saatin ritmini bozacak şeyler hafıza oluşumunu etkiliyor, uzun vadede tekrarlandığında şeker hastalığı, kanser ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıkların riskini artırıyor.
Sonuç olarak, vücudun düzenli biyolojik ritmi uzun yaşamın anahtarı. Bu nedenle, biyolojik saati çok iyi değerlendirmek gerek.